MSI Turkey – Söyleşi: FİGES Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Tarık ÖĞÜT

MSI Dergisi’nin 180’nci sayısında yayımlanan söyleşi, derginin İnternet sitesinde paylaşılmıştır:

“BuildUp Academy bünyesinde yetiştirdiğimiz mühendislerle Türkiye’ye bilimsel bir miras bırakmayı hedefliyoruz.”

Savunma ve havacılık sektörüne, pek çok alanda mühendislik hizmetleri sunan ve gücünü Ar-Ge’den alan FİGES, sunduğu hizmetlerin yanı sıra son yıllarda ortaya koyduğu özgün ürünlerle de sektördeki konumunu güçlendirmeye devam ediyor. Bu ürünlere ilişkin faaliyetleri, kendi bünyesinde kurduğu çeşitli firmalara devreden FİGES, teknoloji odaklı bir şirketler topluluğu olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Firmanın yapılanmasındaki bu değişikliği, FİGES Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Tarık Öğüt’ten dinledik.

MSI Dergisi: Tarık Bey, kuruluşunun üzerinden geçen yaklaşık 30 yılın ardından FİGES A.Ş., bünyesinde hayata geçirdiği şirketlerle bugün farklı bir yapıya kavuşmuş durumda. Kısaca FİGES’in kuruluşunu ve bu yapısal değişiklik sürecini sizden dinleyebilir miyiz?

Dr. Tarık ÖĞÜT: Önce FİGES’in açılımı hakkında kısa bir bilgilendirme yapmak istiyorum. Fizik ve Geometride Bilgisayar Simülasyonu, yani Fizik ve Geometrinin prensiplerini kullanarak bilgisayar ortamında simülasyon hizmetleri veren bir ileri mühendislik şirketi. 1990 yılında, sayısal mühendislik analizlerini kendi ürün geliştirme sürecinde uygulayan şirketler Türkiye’de yok denecek kadar azdı. O yıllarda amacım, çağımızın bu güçlü mühendislik yöntemlerini Türk sanayisinin kullanımına sunarak, Türkiye’nin kendi özgün ürünlerini geliştirmesine destek olmaktı. Sonlu Elemanlar Analizleri alanında dünyada kullanılan yazılımların önde gelen isimlerinden birisi ANSYS yazılımıydı. Bu yazılımın günümüzde lider konumuna geldiğini görmek, 30 yıl önce ne derece isabetli bir karar verdiğimin kanıtıdır ve bu gerçek beni elbette ayrıca mutlu etmektedir. 1990 yılında ABD’ye gidip, yazılımı geliştiren ve şirketin sahibi olan Dr. John Swanson ile ANSYS Destek Distribütörlüğü sözleşmesini imzalayıp işe başladım. İlk 5 yıl ağırlıklı olarak üniversite ve sanayi kuruluşlarında bu yöntemin uygulama eğitimlerini vermekle geçti. İlk kullanıcılar olarak ASELSAN, Şişecam, Türk Elektrik Endüstrisi (Arçelik), Erdemir gibi şirketleri sayabilirim. 2000’li yılların başlarında da MATLAB-Simulink yazılımının distribütörlüğünü üstlenerek, savunma ve havacılık sanayisine, analiz ve mühendislik alanında hizmetler sunmaya başladık. 2005 yılında, Fransa’da bulunan Sherpa firmasının ortaklarından Dr. Atilla Yazman ile tanışarak otomotiv sektöründe mühendislik ve tasarım faaliyetlerine odaklanmak üzere SANTOR A.Ş. isimli bir şirket kurduk. 25 yıl kadar Türk sanayisine araştırma ve ürün geliştirme hizmetleri verdikten sonra 2015 yılında elimizdeki mühendislik gücünü ve elde ettiğimiz uygulama tecrübesini kullanarak kendimize ait özgün ürünler geliştirmeye karar verdik. 3 Boyutlu Yazıcı ve Biyonik El ürünlerimizi TÜBİTAK teşviklerini kullanarak geliştirdik. Daha sonra tamamen öz kaynaklarımızı kullanarak savunma sanayimizin acil ihtiyacı olan elektromekanik, teleskopik, karbon kompozit direklerimizi (Mast) geliştirdik ve seri üretimine başladık. Teleskopik direklerimiz, savunma sanayisinde yoğun bir ilgi görmeye başlayınca da bu ürüne ilişkin tüm faaliyetleri, 2017 yılında Başkent OSB’de hayata geçirdiğimiz MİLMAST A.Ş. firmamıza devrettik. Benzer şekilde, FİGES bünyesi altında ANSYS yazılımına yönelik olarak yürüttüğümüz tüm çalışmaları da ANOVA A.Ş. ile ortak olarak kurduğumuz NUMESYS A.Ş. firması çatısı altında topladık. Bu süreçte ayrıca, sektörde çalışmak isteyen gençlerimizin eğitimine yönelik olarak BuildUp Academy’yi hayata geçirdik.

Ürünler 2 Yılda Olgunlaştı

MSI Dergisi: Bu noktada, mühendislik alanında çalışan bir firmanın, neden kendi ürünlerini ortaya koyma ihtiyacı hissettiği sorusu akla geliyor. Bununla ilgili neler söylemek istersiniz?

Dr. Tarık ÖĞÜT: Aslında sürdürülebilirlik açısından baktığımızda, bizim açımızdan kendi ürünlerimizi geliştirmemiz bir noktada kaçınılmazdı. Dünyadaki gelişmelerin de bizi böyle bir karar almaya yönlendirdiğini söylemeliyim. Dünyadaki eski yaklaşımda, firmalar ilk olarak bir ürünü üretmek maksadıyla faaliyete geçer, aradan birkaç yıl geçtikten sonra da bu ürünlere ilişkin Ar-Ge faaliyetlerine başlardı. Ancak günümüz dünyasında bir paradigma kayması yaşamaktayız. Dünyayı Google, Amazon, Apple, Tesla gibi teknoloji firmalarının yönettiğini gözlemlemekteyiz. Bunların hepsi ileri teknoloji şirketleri. Bu şirketlerin odaklarında belirli bir ürün yerine; yazılım, sensör, simülasyon, optimizasyon gibi günümüz teknolojilerine hâkim olma yeteneği ve bir de Hayal Gücü var. Bu yeteneklere sahipseniz, her türlü ürünü çok kısa bir zamanda geliştirebilirsiniz. Bu ürün bugün saat, yarın uydu, başka bir gün sürücüsüz otomobil veya bir telefon olabilir. Öz mali kaynağınız varsa veya yabancı mali kaynaklara ulaşabiliyorsanız bu ürünlerinizi çok kısa zamanda ticarileştirip piyasaya sunabilirsiniz. Benzer şekilde, biz de FİGES olarak kendi ürünlerimizi geliştirme kararını verdiğimizde, elimizde yaklaşık 25 yıllık bir ileri teknoloji uygulama tecrübesi vardı. Kararımızı verip ürünlerimizi geliştirip, seri imalata hazır hale getirmemiz sadece 2 yılımızı aldı. Yabancı mali kaynak konusunda SSTEK A.Ş., hisse satın alarak önemli bir katkı verdi. Bir de tabii bu süreçte, Savunma Sanayii Başkanlığının sektördeki KOBİ’leri, özgün ürün geliştirme konusundaki politikaları ve yönlendirmeleri önemli bir rol oynadı.

“50 Yıllık Tecrübesi Olan Rakibimizi Geçtik”

MSI Dergisi: Bu kadar kısa sürede ürün ortaya koymayı nasıl başardınız peki? Ticari bir sır değilse öğrenebilir miyiz?

Dr. Tarık ÖĞÜT: Dediğim gibi bizler bilim ve teknolojiden besleniyoruz. Bu gücümüzü kullanarak 30 yıldan beri başta savunma ve havacılık olmak üzere çeşitli sektörlere, analiz ve tasarım hizmetleri sunmaktayız. Matematiksel modelleme yöntemlerini kullanarak sanal prototip yapıyor ürün geliştirme sürecini büyük ölçüde kısaltıyoruz. Yani ürün geliştirme sürecindeki zaman alan prototip üretimi ve testlerini büyük ölçüde azaltıp hatta ortadan kaldırabiliyoruz. Eskiden bir ürün geliştirirken önce prototip üretilir, test edilir ve test sonuçlarına göre yeniden prototip üretilirdi. Bu döngü, istenilen sonuç elde edilene kadar da defalarca tekrarlanırdı. Dolayısıyla çok maliyetli ve uzun bir süreçti. Eskiden bir otomobil markasının ticari ömrü 15 yıl civarındaydı, şimdi ise bu süre neredeyse 2-3 yıla düştü; çünkü bu teknolojiler sayesinde ürün geliştirme süreleri çok kısaldı. Aynı şekilde, firmamız da bu teknolojileri kullanarak Teleskopik Mast ürününü çok kısa zamanda geliştirip ticarileştirebilmiştir. Bu alanda uzun tecrübeye sahip yabancı rakiplerimizi 2 yıl gibi çok kısa bir zamanda geçebildik. O halde başarının sırrı modern mühendislik yöntemlerini yoğun ve akıllıca kullanmaktan geçmektedir. Bu yöntemler olmasaydı, biz de rakiplerimizin geçtiği tüm süreçlerden geçecek, belki aynı hataları yapacak ve ürünümüzü olgunlaştırmamız yıllarımızı alacaktı. Tabii bu süreçte, onlar da kendilerini geliştireceği için, rakiplerimizi yakalamamız asla mümkün olmayacaktı. Çağımızda teknolojik ürün geliştirme yöntemlerini verimli kullanan şirketler rakiplerini oldukça hızlı geçip öne çıkma olanağına sahiptir. Bu gerçeğin altını kalın bir çizgiyle çizmek istiyorum.

“FİGES’in Işığı, Alt Şirketlerimizin Geleceğini Aydınlatıyor”

MSI Dergisi: FİGES bünyesindeki şirketlere geri dönecek olursak FİGES’in bu şirketlerle ilgili vizyonu nedir?

Dr. Tarık ÖĞÜT: FİGES’in içini yeniden şekillendirmeye başladık ve bünyemizdeki uzman, doktoralı insanların sayısını arttırıyoruz. Burada uluslararası bir ekip hayal ettiğimiz için, bu insanlar farklı milletlerden de olabilirler. Çoğunluğu temel bilimler üzerine odaklanan bu arkadaşlarımız, bu yaratıcı insanlar, Türkiye’de ve hatta dünyada olmayan ürünler geliştireceklerdir. Biz zaten Türkiye’de yapılmış olan bir ürünü geliştirmek istemiyoruz. Çünkü hâlen Türkiye’de yapılamayan, üretilemeyen birçok ürün bulunmaktadır. Böylesine boş bir alan dururken zaten üretilmekte olan bir ürünü tekrar üretip mevcut firmaya rakip olmanın ülkeye bir faydası yoktur. Mevcut ürüne teknolojik bir özellik katabiliyorsak elbette bu durum farklı değerlendirilebilir. Türkiye’nin ithal etmek zorunda olduğu ürünlerin ithalatından Türkiye’yi kurtarmak zorundayız, hatta o ürünü ihraç etmek için çaba harcamalıyız. Biz bunu, Teleskopik Mast ürünümüzde başardık ve ilk ihracatımızı Güney Kore Cumhuriyeti’ne yaptık. Farklı ürünlerde de aynı modeli uygulayacağız. Belirli bir olgunluk seviyesine erişen ürün ve hizmetlerimizi, NUMESYS ve MİLMAST örneğinde olduğu gibi, yeni şirketler kurarak FİGES’i daha yalın hale getireceğiz. Bu sürecin sonucunda ulaşmak istediğimiz noktada, FİGES şirketler topluluğunu; merkezde FİGES A.Ş.’nin, yörüngelerinde ise alt şirketlerinin veya iştiraklerinin bulunduğu bir sistem olarak kurguluyoruz.

Sektörün Donanımlı İş Gücünü BuildUp Akademi Yetiştiriyor

MSI Dergisi: Biraz da BuildUp Academy’nin faaliyetlerinden bahsedebilir misiniz?

Dr. Tarık ÖĞÜT: Bugün savunma ve havacılık sektörünün en büyük darboğazı yetişmiş insan gücünün nitelik ve nicelik yönünden yeterli olmayışıdır. Üniversitelerimiz, sektörümüzün donanımlı insan kaynağına olan ihtiyacını karşılama konusunda maalesef yeterli olamamaktadır. Üniversitelerimizden mezun olan bir mühendisin profili ile sanayimizin beklediği bir Ar-Ge mühendisinin profili arasında önemli bir fark bulunmaktadır. Yeni mezun bir mühendisin bir sanayi kuruluşuna girip Ar-Ge bölümünde verimli hale gelmesi en az 1 yıl sürmektedir. Kurmuş olduğumuz BuildUp Academy ile bu süreyi 1 aya düşürmeyi hedefliyoruz. BuildUp Academy bünyesinde yetiştirdiğimiz mühendislerle Türkiye’ye bilimsel bir miras bırakmayı hedefliyoruz.

MSI Dergisi: BuildUp Academy’nin çalışmaları gelecekte nasıl şekillenecek?

Dr. Tarık ÖĞÜT: Ar-Ge mühendisi yetiştirme anlamında katılımcılara tasarım ve analiz konusunda çok iyi bir altyapı verdiğimizi düşünüyorum. Şu anda eğitimini veremediğimiz tek konu, ölçüm ve test teknikleridir. Test ve ölçüm, Ar-Ge sürecinin ayrılmaz bir parçasıdır. Test edemediğiniz ve ölçemediğiniz bir ürünü iyileştirme imkânınız olamaz. Bu sebeple şu anda BuildUp Academy ile ilgili en öncelikli gündemimiz, test ve ölçüm mühendisliğine yönelik eğitim modüllerini hazırlamaktır. Bunun için de alt yapı anlamında hazırlıklarımızı tamamladık sayılır. Yakın bir zamanda eğitim müfredatımıza bu modülü de dâhil etmiş olacağız.

MSI Dergisi: SANTOR’un otomotiv sektöründe faaliyet gösterdiğinden bahsetmiştiniz. Buradaki çalışmalarınızın, Türkiye’nin yerli otomobil projesine ne gibi katkıları olabilir?

Dr. Tarık ÖĞÜT: SANTOR, Fransız Sherpa firması ile ortak olarak Türkiye’de kurduğumuz, elektrikli-sürücüsüz otomotiv sektörüne mühendislik çözümleri sunan bir mühendislik firmasıdır. Burada, ağırlıklı olarak Fransız otomotiv sektörüne, alt sistemlerin tasarımı ve modellenmesi konusunda hizmet ihraç ediyoruz. Örneğin, bir elektrikli otomobilin klima sisteminin fonksiyon modelini geliştiriyoruz. Modellediğimiz alt sistem elbette elektrikli bir otomobilin batarya yönetim sistemi veya bataryanın yazın soğutulması ve kışın ısıtılması gibi konularda da olabilir. Aynı şekilde, yerli ve milli otomobil ile ilgili çalışmalar belirli bir düzeye geldiğinde, SANTOR firmamız ülkemiz için çok önemli bu proje için de termal yönetim sistemlerinden batarya yönetim sistemlerine kadar her konuda Ar-Ge çözümleri sunmaya hazırdır.

MSI Dergisi: FİGES çatısı altındaki şirketlere, gelecekte yenilerinin eklenmesi de gündeminizde mi?

Dr. Tarık ÖĞÜT: Bundan sonraki ürünümüzün büyük olasılıkla “Eklemeli İmalat Sistemi” olacağını söyleyebilirim. Bu sistemi ticarileştirme çalışmalarımız devam etmekte olup müstakil bir tüzel kişiliğe sahip olması için 2020 yılını bekleyeceğiz.

MSI Dergisi: Eklemek istediğiniz başka bir konu var mı?

Dr. Tarık ÖĞÜT: Vurgulamak istediğim bir husus var, o da ülkemizin son 30 yılda, inanılmaz bir yol kat etmiş olduğudur. 1990’lı yılların başlarında, FİGES’i kurarak sonlu elemanlar yöntemi ile ilgili hizmetler sunmaya başladığım dönemde, danışmanlık ve eğitim vermek için oldukça sık Kahire’ye gidip geliyordum ve bu seyahatlerim sırasında, Mısır’ın, bu bilimsel metotları kullanma konusunda, Türkiye’den daha geri olmadığını görmüştüm. Daha sonra, aradan yıllar geçtikçe, Türkiye bu alanda fersah fersah ileriye giderken, Mısır’ın bir o kadar gerilediğini görünce, ülkeyi yönetenlerin ne derece önemli olduğunu bir kez daha gözlerimle gördüm. Bu açıdan, ülkemizdeki karar alıcıların, özellikle milli ve özgün ürün, Ar-Ge teşvikleri, Ar-Ge Merkezleri, Teknoparklar, Kuluçka Merkezleri gibi konularda çok doğru adımlar attıklarına inanıyorum. Bu kazanımlarımızı kaybetmeden, üzerine koyarak ilerlemeye devam etmeliyiz.

FİGES Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Tarık Öğüt’e, zaman ayırıp sorularımızı cevaplandırdığı ve verdiği bilgiler için, okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz.